1998

Amerika rüyamı Ahmet San yıktı

Tarkan iki sene menajerliğini üstlenen Ahmet San’dan olaylı ayrılışının ardından ilk kez konuştu. Tarkan, San’la pek uzlaşmaktan yana bir tavır içinde değil. İki yıl boyunca birçok konuda kandırıldığını, dolandırıldığını ve Amerika’daki üç yıllık emeğinin de boşa gittiğini belirten Tarkan, Ahmet San’a uluslararası mahkemelerde dava açacağını söylüyor. Tarkan’ın yalnızca Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

– Uzun süredir konuşmamayı yeğledin. Neden sustun?..
Bazı gelişmelerin sonuçlanmasını bekledim. Ancak son bir kaç ayda Polygram’ın son albümümle ilgili teklifiyle ortaya çıkan ve bizleri de çok şaşırtan ve yıkan pürüzlerin sonucunda, bazı şeyler artık açıklanmalıydı. En başından başlayalım istersen. Proje, en başta ‘‘Şıkıdım’’la başladı. Amaç, bu şarkının İngilizcesini Avrupa pazarına sunmaktı. Ahmet San, Mehmet Söğütoğlu’dan bu şarkının Avrupa’da temsil haklarını istedi ve yapımcım da bunları ona verdi. Sadece bu şarkı içindi. Daha henüz yabancı bir şirket devrede yoktu.

– Fransız yapımcı Charles İbgui yoktu ortada öyle mi?
Evet, bir kaç şirketle görüşülmüş, ancak bir sonuç alınamamıştı. Charles İbgui’yi otuz yıldır tanıyormuş Ahmet San. Benden söz etmiş. Tanışıldı. Ronny Abitbol diye bir de ortağı var İbqui’nin. New York’a gidildi ve parça kaydedildi. O dönemde ben İngilizce bilmiyorum. Ezberleyerek, telaffuzunu da çalışarak şarkıyı kaydettik. Charles’ın sonuçtan iştahı kabardı ve şarkıyı dünya marketine sunmanın yollarını aradı.

– Atlantic nasıl devreye girdi?
İbgui ortağı Ronny Abitbol’un Atlantic’te Jason Floom diye bir arkadaşı vardı. Vice President’i Atlantic’in. O dinledi ve Ertegün’e götürdü. Derken Charles İbgui ile Ertegün arasında ve benle de Charles arasında bir sözleşme yapıldı.

– Atlantic, albümü sadece dağıtacaktı öyle mi?
Evet, albümün dağıtımını ve tanıtımını üstlenmişti Atlantic. Asıl sözleşme imzaladığım kişi Charles İbgui’ydi. Ahmet San’ın bu olaydaki rolü sadece beni Charles İbgui ile tanıştırmış olmasıydı. Yani bana Amerika kapılarını o açmadı. Hatta Ahmet San ile Ertegün o gün yapılan imza töreninde tanıştılar.

ALDATILDIM

– Peki sonuçta kontratı inceleme fırsatı buldunuz?
Elbette, bana anlatıldı, izah edildi. Bazı maddelere itiraz ettim. Sonuçta iyi gibi görünüyordu her şey, yine de emin değildim. Oradan ayrıldığımda kendimi çok kötü hissetmiştim. Ve yıllar sonra öğreniyoruz ki feci bir biçimde aldatılmışım. Herşeyimle onların esiri olmuşum.

– Bundan sonra ne yapacaksınız?
(Avukatı Süheyl Ataylı yanıtlıyor) Kontrata göre doğacak uyuşmazlıklar konusunda New York mahkemeleri yetkili. Dolayısıyla bizim yapabileceklerimiz sınırlı. Ama yine de elimiz kolumuz bağlı değil. Biz hâlâ insanlar bir araya gelebilir, bir şeyleri halledebilir diye düşünüyoruz. Uzlaşma olmadığı takdirde mahkemelerle sonuca ulaşabileceğimize inanıyoruz.

– Şimdi Amerika projesi tümüyle bitti mi?
Hayır, asla buna inanmak istemiyorum. Prodüktörüm beni hemen her gün arıyor. Şarkılar hazır. Üzüldüğüm, beni sevenlerin ve kamuoyonun haklı olarak üzerimdeki baskı ve beklentisi. Onların yüzünü kara çıkarmak istemiyorum. Bu sorunların üstesinde geleceğim ve dünya müzik pazarında mutlaka bir albümün olacak.

– Ahmet San’dan ne zaman ayrılmaya karar verdin?
Ahmet San’ı aslında altı ay içinde tanıdım. Ve o andan itibaren ayrılacağımı biliyordum. Ama birbirimizden çok yararlandık. Onun elinde para kazanmak için daha iyi bir malzeme yoktu. Benim kimsenin hakkında gözüm yok. Ama o benim iyi niyetimi ve güvenimi kötüye kullandı. Benimle ilgili yaptığı anlaşmalarda yapacağımız işler için hep çok küçük bütçeler ayırdı. Diğer paraların nereye gittiği konusunda hiçbir fikrim yok. Son dönemlerde ayrılma isteğimi hissettiği sırada bana sürekli bir şeyler imzalatmaya çalıştı.

– Son tartışmada senin boğazına sarılmış?
Ahmet San gibi koskoca bir adamın, işi böylesine saçma açıklamalara kadar götürmesine insan üzülüyor aslında. İnönü konseri öncesi son tartışmamızda evdeydik. O gece beni en sinirlendiren şey, gözümün içine baka baka yalan söylemesiydi. Tartışma alevlendi ve o kendine hakim olamayıp üzerime yürüdü ve ben de sakin olmazsa polis çağıracağımı söyledim. Öyle boğazıma falan sarılmadı, bunlar çok komik…

– Uzlaşacak mısın?
Asla bundan yana değilim. Ancak çevremdekilere de hak veriyorum. Çünkü huzur içinde çalışmalarımı sürdürmek istiyorum. Ama insanlar bazı hatalarla ilgili cezalarını çekmeliler.
hurriyet.com.tr

error: Content is protected !!