Tarkan neden bu kadar çok seviliyor

Tarkan neden bu kadar çok seviliyor

Tarkan’ın beş gece sürecek Açıkhava Tiyatrosu konser serisi bu akşam başlıyor.

Biletler tükenmiş durumda. Herkes bir yerlerden konsere sızmak için davetiye bulma peşinde.
Öyle ki, hiç ummadığım insanlardan “Bilet bulabilir misin?” diye ısrar telefonları alıyorum.
Sonuçta her gece ortalama 8 bin, tüm konserlerin toplamında ise 40 bin kişinin Tarkan’ı izlemesi bekleniyor.
Yani yıl 2013 ve Tarkan hâlâ Tarkan.
Beş gece arka arkaya sahne alacak olması da cabası.
Hiç kolay iş değil.
Geçen yılki konserlerden anım-sıyorum. O coşkuyu, kıyameti. Kadının, erkeğin hep beraber nasıl çıldırdığını…
Peki Tarkan’ı neden bu kadar çok seviyoruz?
Sadece sesi güzel, dansı kıvrak, bakışları delici diye mi?
Sevgi kredisi en yüksek şarkıcı konumunu yıllardır kimselere bırakmamasındaki yegane unsur sadece star ışığına sahip olmasıyla açıklanabilir mi?
Üstelik toplumun nazik dengelerine ters düşecek durumların (askerlikti, uyuşturucuydu) içine düşmesine rağmen…

“SİZİNİM AMA SINIRINIZI AŞMAYIN…”

Aslında neden bu kadar çok sevildiğine dair soruyu yine bizzat Tarkan’ın kendisi yanıtlamıştı zamanında.
Yıl 2003’tü. Aktüel Dergisi için onunla röportaj yapıyordum. Tam “Dudu” maxi single’ı öncesi…
Röportajın sonlarına doğru Tarkan’a şöyle sormuştum: “Her kesimden insanın ne olursa olsun seni pamuklara sarıp sarmalama durumu var. Sana kıyamıyorlar gibi… ‘Beni bu kadar sevmeyin’ diyor musun zaman zaman?”
Tarkan’ın yanıtı ise şöyle olmuştu:
“Yok, demiyorum. Ama bunun limiti benim elimde.
Bence onlar da biliyor bir limitim olduğunu.
Çünkü askerlik, çiş ya da fotoğraf meselesinde, yani tüm olanlarda onlara da meydan okudum. Sizinim ama sınırınızı da aşmayın, benim de bir özel hayatım var diyebildim. Belki o yüzden daha çok sevdiler.
O sınırı koyamayanlar çok yüz göz oluyor. Benim de insan olduğum ve hata yapabileceğim unutulmasın yeter…”

ÖZETLERSEK

O zaman toparlayalım…
Tarkan’ın bunca yıldır aynı oranda, hatta dozu artarak seviliyor oluşunun formülü şunlardan ibaret:
-Bağırıp çağırmadan meydan okuma, kendi bildiğini yapma hali. Ve bunun saygı görmesi…
-Sınırlarını doğru bir şekilde çizme ve o sınırlardan içeriye kimseleri almama tavrı…
-O sınırın kapısına herkesi memnun edecek karizmatik gülüşünü kondurmayı unutmaması…
Aynı anda hem baştan çıkarıcı olabilen hem de “Çok tatlı bir şey ama!” şefkatini seyircinin kılcal damarına kadar hissettiren o gülüşü.
-Ve tabii zarafetli, gizemli samimiyeti…
Gizemli samimiyetin manası da şu: Aslında hassas ve kırılgan oluşu. Ama bunu kocaman bir gizem yorganıyla örtüp korunmak istemesi…

Tarkan’a dair ‘en’ler

-EN İYİ SAÇI: Kuzu Kuzu dönemindeki salkım saçak çingene saçları…
-EN EROTİK POZU: Bedelli dönüşü Amann Dergisi’ne verdiği Nihat Odabaşı imzalı, “Pantolonumu çıkarmaya ramak kaldı ağalar” pozu…
-EN İYİ DANS ŞARKISI: Tabii ki açık ara “Kır Zincirlerini”…
-EN İYİ KLİBİ: Kış Güneşi ve Acımayacak.
-EN EUROVISION’LUK ŞARKISI: Bounce.
-EN KLOSTROFOBİK KLİBİ: Hayran ilgisinden bir arabanın içine sıkışıp kaldığı Hepsi Senin mi klibi…
-EN ÇOK TERLEDİĞİ KLİP: Dudu klibindeki pembe gömlekli sırılsıklam hali…
-EN ‘KIL OLDUM ABİ’ HALİ: Salına Salına Sinsice klibinde Uzay Yolu mürettebatına son dakikada dahil olmuş gibi görünen, dik saçlı olacağım diye kaç jöle kutusu devirdiğini tahmin bile edemediğimiz hali…

Onur Baştürk
hurriyet.com.tr